13 Temmuz 2010 Salı

Buna başlık koymasam hangimize nolur?

Bu ara çok garibim , öle garip garip geziyorum ortalıklarda ... ne kendimden haberim var ne haberde kendim var ... Hep tartışasım var ama o da sakin sakin ! Hem sukunet hem de atraksiyonlu şeyler istiyorum :( Ne emmeye neden gömmeye geliyorum , hem emilmek hemde gömülmek istiyorum ...

Her tarafıma tanrısallıklar , çemberizmler bulaşıyor ... Napmam gerektiğini bilirken bilmezin yapacağını yapıyorum :(

Sonra ahyır sızlanıyorum bi de ya o daha gıcık :( Son bir ayda çektirdiğim fotoğraflara bakıyorum :(
Çocuk olmuşum resmen :(

Ne güzel olmuş diyorum <3>
Sonra da elimdeki tek gerçeklikle ona bakıyorum ve diyorum çocukta değilim ki artık !

Yolda görenlerin " ay n hanım kız " demiyeceği kadar edepsiz bi kadın oldum hatta :(
Yaş 26 oldu Jojo'nun dediğibe göre 27 oluyormuş ... 25 nerdeydi?
Evet sana diyorum alooo !
:(

Sende anlama beni olur mu ? Soktuğumun dilini bi ben konuşuyorum çünkü bu memlekette
al o zaman Kabak'ta Sophie'yle çekinmiştik :(

Foto da yüklenmiomuş arkadaş kısmete gel !
Neese şair olcam ben bunu da şimdi düşündüm
:(


Fotosuz olmuyo ya blog denen şey ondan böle Sophie & Me !
























12 Temmuz 2010 Pazartesi

Seni bekliyorum gel artık be adam !















AŞK !

Ey aşk !
Hadi !
Kes ayaklarımı - kesilsin ayakları ;
Müsait olsun tüm durumları ...
Yaşatsın en güzel anları !
Sonra o da bende alcaklarımızı alalım ve gidelim ...

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Teoman dinliyorum gözlerim kapalı ...












Yılı hatılarmıyorum ama ortaokuldaydım işte ...
Dur bakalım bi google amcaya Teoman " N ekmek Nede Su" yu ne zaman çıkarmış ...
97 yazıymış ...

Dün gibi hatırımda ... Bizim jenerasyon için Teoman çok değişik adamdır ... Bazılarımız sevmez ! Sebebi eskiden çok sevmeleridir ... Bazılarımız Teomanla aynı ruh hallerini yaşadığından anlar onu ve hala sever ! Sebebi eskiden de çok sevmeleridir ... Teoman sevilir yani ...


Ama bende Teoman başkadır ... Ben hissederim Teoman yazar ... Yazar üzerine söyler ... Bende yaşarım ! Kendi dilimde cümlelerini en sevdiklerimdendir ...

Belki suyumuzun aynı kanaldan akmasıdır sebebi ... Bülent Ortaçgil çocuğu olmaktır belki ...

Ortaçgil içinde yukarıdaki tanımlama vardır ... Bazıları çok sever , bazıları az ama herkes sever ...
Ben - Ortaçgil ve Teoman arasında bu yüzden akan bişi vardır ... Onlar bana yaşatır bende onlar hissetsin diye frekansımı yayarım ! Ortaçgil var olanı sorgulayarak başladı hikayeye ... Teoman bu soruları şarkı diye dinleyerek büyüdü ve çelişki içinde yaşamanın tadıyla kavruldu ...

Tamda benim sıralar ...

Bende çelişikliğin sözlükteki karşılığıyım ...


Çok insan hala eleştirir Teoman dinlediğim için hala ; ama ben onları dinlemedikleri için eleştirmem ve bunu kavrayamazlar bile :) Hala söyledikleri Teoman popüler kültür bıdıbıdısı der ...

Tanrı'da bir popüler kültürdür ben buna bişey diyormuyumdur?


Teoman "Gökdelenlerden tükürürken dünyaya " , "Zaman bi türlü geçmezken yıllar hayatlar geçiyor derken" , "Rimelleri akan bi kadın diye İstanbulla sevişirken" ve uzatabiliceğim milyon tane yaşanmışlık- hissetmişlik ve sindirilmişlikle hayatı yaşarken ;

Yedikleri içtikleride onundur , bana his düşer ... Alan alır almayanda almaz ...

Dağ - dağdır ova da ova hatta tepe de tepe !


Tavsiye ederim ;
1 Puzzle , 1 şişe beyaz şarap ve sesseiz sakin bir İstanbul gecesinde kendi evinde en fazla iki kişi ile Teoman dinlemeyi ...

http://fizy.com/#s/1ago1j


Son albümünden olsun ... Yine bana gelsin ...


http://fizy.com/#s/1ajewn


Bu da ilk aşkım İstanbul'a gelsin !

PS: Ama bil aslında ben ii biriyim !



6 Temmuz 2010 Salı

Matta's Airway birbaşka Way'le yine Waylerde
















İlk önce sordum kendime ... Matta Vats going on ha ? Yalan ya böle afilli olsun diye böle yazdım buraya yoksa gayet içimden geçen sansürsüzce şu soruydu ? "Beni bi deli mi skti?"
Bu sorunun cevabını nedense 50 dakikalık dağa varış aşamasında sormadım da ... Tam bu yamacı görünce sormak istedim ...

Ama kafamda bi de artık beni terketmesini istediğim korkularım daha da yaklaşmak istediğim sonsuzluk hislerim vardı !

Sonra baktım Mustafa adındaki pilotum bana bişiler takıyo ... Üzerimde kilitli kilitli bişiler aklımda korkular kalbimde özgür olmaklar ... aman da aman !



















Bilmiyorum :) Fethiye'ye indiğimden beri Paraşütte paraşüt diye sayıklayan ben değilmişim gibi tam vazgeçiyordum ki ; artık paraşüte geçirilmiştim ... Hey ben vazgeçtim diyordum ki ... Koşmaya başladım ...

Sonrasında dünyaya baktığım o 4 köşeli fotoğraf bile değişti ; HERŞEY ÇEMBER OLDU ! Tanrısal




















Önce korktum ama sonrasında kuş oldum uçtum !

















Öle bi rahatlamışım ki azımdan dumanlar bile saldım !
















KORKU YOK ! KALAN BOŞLUKTA HUZUR VAR !
















Keşke müzikte olsaydı demediğim değil ama tam o anda da Rüzgarın sesini kullandı kulaklarım melodi diye !
















Her anın Sonu !
















Ama damaklarda özgürlük tadı !

2 Temmuz 2010 Cuma

Bu yazın şarkısı resmen Demir Demirkandan Aşktan öte ama taş havuz içindeki Mattadan

2010 yılımızın tatilini Kabak koylarında bu gece sonlandırcağımızı üzülerek belirtirken aklıma düşen soruya benzer 5 para etmez düşünceler var ...

10 numara tatil nasıl geçirilir ! pardon ?
İlla denizdi kumdu rakıydı neblim arkadaşlardı bunlardan mı olması gerekir !
Yoksa boş dlaştırdığın her kapa aslında hep esintili esintili tatildemidir?

Bildiğin yardırdım kendimi bu sene !
Aklıma sizden sevimli olmasın taktığım göbeğimle mi desem , yanımdaki arkadaşlarımla mı desem , doğasıydı şelalesiydi taksisiydi mi desem ; nerdeyse herbiriyle ayrı ayrı kapıştım zaman aralıklarıyla ...

En son bi burkuk bilek verdim diyet olarak ama bu kezde bu acı canımı yakıo ve buna sinirleniyorum ...

Hayır sürekli burkulan ve şişen bu bilek artık beni ürkütüo ... Böö Böö yapıp yapıp kaçıyo ordaki kasçıklarım :( Çok üzülüyorum bileğim nolur beni terketme :(

2 gündür duşta almadım zaten bildiğin saçlarımın içi kum dolu ...

Neyse bu sıkkın canı yarın ki paraşüt aydealarımla rahatlatıyorum şuan ...
He evet dün çıktık Kabak'tan Ölüdeniz'e geldik ... Babadağında babayı görcez ... Çok gerginim ben ya ... Bu kredi kartı ve Jan'ın gitme işi canımı mı sıkıyodur nedir? Yoksa alkol mü sebeb?

Peki ya şuan bu dinlediğim kim ? Dumtıs dumtıs

:(

Öyk " Tiksindim kendimden ben bile "

He bu arada :) Evet o çocuk iidi :) E kaçmadı da haliyle ... Bak şimdi oldu mu zihin bu aklıma getirdiğin :) sende resmen cakabosun ha :D

Hadi tatil potoşuda çakiim bu karışık zihinle ...



Not: Resmen kayıtlara geçsin yazmak için blog yazdım az önce bide sanırım saçlarım kokuyo yada yükselen ben değilim sadece asansör

İnternet pek cortlak olduğundan potoş yüklenmedi ... Peki bu nedir ?

Kısmet

25 Haziran 2010 Cuma

Matta's Airway !









Uçuş başlar once gözlerde sonra tüm iliklerde , ilikler hisleri en derinden duymak için vardır zaten ve hakkı verilmelidir ki ; iliklerini hak edesin !


Matta’s Airway’de emliyet diye bişi olmadığından kemeride yoktur . İş bu sebeb kemerleri bağlamayız . GÖZLERİ KAPARIZ !









Ve sonrasında duyulan her cümle yavaş , her ses duyulmuş … Cızırtısız cızırtısız su gibi … AKIYOR !










Pozisyon artık tamamen rahatta , hadi şimdi gelsin felsefe gitsin felsefe

Sor Matta herşeyi yanıtlar bu saatten sonra , Rakı da balıktır kendisi artık;









Heyy saçmaladığını düşündüğüm anda karşılaşacağın bakışlar bunlar !

Dikkat !









Sanırım biraz ayrı otursak daha ii olur , biraz kendini sorgulamalısın !

Sorgulamasanda birazcık beyin cimlastiği yap … Yanmanın ısısı iidir !










Yine rahatız , hep rahatız !









Dünya yansa umrumuzda değil ! Çünkü biz olması gerekenin bu olduğunu bilenlerdeniz ( Matta : 3/13)

İşte o yüzden uçarız kalkarız ineriz gideriz ama biz görünmese de hep hareket ederiz !


14 Haziran 2010 Pazartesi

Aşk ?













1984'ün Temmuz aynın 22.günüydü doğduğumda ...

Yengeş burcunun sonu aslanın başı yükselen ikilzerin etkisinde denk geldim dünyaya ...
Aşk , sevgi ...
Çocukken ilk aşkımı babama sonrasında amcama ve öğretmenlerime derken farkettim ki herşeye aşık biriyim ben ... Ama karmaşığımda o bigün sonra doğmaktan kaynaklancak olan aslan yüzünden o yüzden karmaşığım havaya sahip ikizler yüzünden :(

Ama aşk ?

Biticeğini bilerek yaşarsan sorun yok ... Ama bu sferde zaten biticek diyosun yaşadıgından bişi anlamıyosun ...

Ya açık konuşimm mi ... Aşık oldum ... Ama fikre mi yoksa ona mı onu bilemiyorum oralarda da hemen şu sorular gelio ... O olsa bile o değil oysa da bak böyle durum ...

26 yaşındayım ... Her geçen gün daha da çocuğum benim kendimim ... Tamam heyşeye eyvallah ta ... Kırmızı hap daha mutlulukmuş sanki ... Bu kadar bilmek , sorgulamak :( insanda tad tuz bırakmıyo ...

O yüzden ne kadar aşık oluğumu kendime hissettirmek için yazmaya başladığım bu satırlar bile aslında bana gene kendimi nasıl bi simülasyona sokmak istediğimi farkettiriyor ...

Ama ya :(

Tanrım ya ... aktı bana ... aktım ona ... gördüm ... çıkan renklerimizi gördüm ... ne kadar simülasyon olsa da hiç mi önemi yok ... Sonsuza kadar dyemem orda sen varsın sonsuzdan bir az önce de ben varım o yüzden kendımden ve senden daha fazla zaten bişiyi sevemiyorum ben buna okiz ...

Ama bi süre hoş olabilir varlığı hayatımda ... Gene öle dokunsun bana ... Gene ensemden başlasın omuzlarıma kadar öpsün beni ... Aşık etsin kendine ... Sonra sarılsın yine aynı şeyi söylesin ... Hadi benle ol artık

Aşığım ... Öz'de hep aşığımda şuan ki iş Manto da mı Kabukta mı ona uyanamıyorum

Aşk ?

4 Haziran 2010 Cuma

Bu sefer GOL





Al işte bu da evren :)

Ağladım sızladım bana hemen bir İstanbul turu ayarladı ... Tenk yu evrenciim
I love you !

Bi daha ağlamıcam bu kaaa söz sana ... Akşam Mohitoları devirirkende zaten ağlamam güleron ... Umarım denize düşmem :D

Yaşamayı sona sakladığım kalan tek tadılmadıklık !

Nankörlük mü ediyorum diye düşünüyorum bazen ;

Dünya da benden daha daha daha kötü şartlarda yaşayan insanlar varken şu yaptığım mız mızlanmaya " şımarıklık " diyorum ...

Sonra da bakıyorum bi kendime kendi içimde ki aynadan ; kimseden benim bişi beklediğim yok ki bu şımarıklığım karşısında ... bir sevgi sözü yada ne bilim bi ilgi bi alaka ...


Yaşamayı seviyorum ve sevdim ,
Tanrım gerçekten bana hep ii davrandı ... biraz zor du filmim ama yine de benim zoru sevmemden di bu ...

Biliyorum
İstanbul , kedim ve kendim ...

Bu kutsal 3'lüm bile tatmin etmiyor artık beni ...

Çünkü bir türlü gelmeyen şu yaz ...

Bir türlü içine kendimi düşüremediğim hayat ve bi türlü olamadığım tamlık !

Kafamda sevişen filler var ... Ve tilki misali kimsenin kuyruğu kimseye değmio ...

hıçkıra hıçkıra ağlamamak için "o öldüğünden beri " sessizce akıyo göz yaşlarım ...


Kim kimde ki ben ben de olabilmeye çalışıyorum ...

Tek bildiğim Az daha sıkılırsam kapatıp dükkanı gitçem buralardan ...

Ölüm zaten yaşamayı sona sakladığım kalan tek tadılmadıklık !


27 Mayıs 2010 Perşembe

Devrelerim mi yanlış bağlıdır nedir yani?

Karmanım ve çormanım hemde böle ışıklı ışıklı ama kapkaranlık
... Aslında bu başıma gelen ilk karmanlık ve çormanlık değil ama her seferinde şaşırıyorum işte nabayım ... heycanlıyım ne bulursam şaşırırım ... şaşırmayı çok severim bazen şaşırmadıgım gunlerde uzulurum ... Şaşırmanın ıyısı kotusu olmaz dıyıp bunu hayatıma dahıl etmeyı severım ama kabuk hayatımda bunun için dırdır etmesını de kendıme bir borç bilirim ... halbuk ki öz de ki bana ındıgımde şaşıracak seyler bulduguma ve bunları hıssedebıldıgıme sevınırım ...
3 tane hayat yaşıyorum 1 beden içinde ... evet ağır yorucu eğlenceli ama çalkantılı ☺
Öz-Manto-Kabuk !
Kabuk her sıkıntıda her mutlulukta ilk etki gören ... ona bazen dokunsan ağlar bazen gıdıklamasanda güler ... azcık tanışınca senle kabuğuma gelirsin ... aslında çok kolay olduğu halde bu kabuktan öze sızmak dış dünya içinde oldukça zordur aslında ... kendım bile gıremıyorum cogu zaman .... şuan sadece tıklatıyor olduğum gibi mesela ... İçeri giremiyorum ...

Her olaya verdiğim yaklaşık 3 tepki vardır ... sinirlenirim – empati yaparım – umrumda olmaz ... Bunu tek bir olay içinde aynı anlar yaşarım ...
....
Şimdi yazdıkça farkediyorum aslında ... aslında kaşık yok ve ben bunun farkındayken sadece anlık unutmaklar yuzunden kabuk etkılerıne takılıyoruz... hedeflerden sapıyoruz amaçları unutuyoruz ... şuan kafamı toplamak kararı aldım ... gunde 3 kişiden fazla içeriye giremiyorum ... bir süre bırakıcam bunu ... çünkü herşeyin çok güzel olmasını istiyorum ... bu ara kafamı toparlayamamam sebebıyle kalemımde özden akmıyo seslenişlerim manto ve kabuk arasından .... ve ben “alanımda” kabugumu atar mantomu çıkarırım öze saygımdan ve bılırsınız kı kapalı alanda şapka takılmaz açık alanda da hissedemezssin sonra o yuzden hıc takmıyorum bu o dada sapka ....
adı evren olan bi çatının altında salona yakın bı odayım .... şuan mesela ben bunu yapmaya calısırken ütü sesi beni delirtiyor ... çünkü iş yerindeyim ... çünkü güneşe en yakın oldğum zamanları buraya tıkılarak satıyorum ... sakinleşmek için dinlediğim müziği duyamıyoruym lanet bı utu yuzunden ve noluyor utuden nefret edıyorum sonra dusunuyorum hanı nefret yoktu ...

sonra dıyorum kı bak matta gene takıldın gene takıldınnnnn bunlar kabuklu yıyecekler ....
sonra ufak bır iç çekiş hop taşlar yerine oturmaca ...
gerilmedik mi gerildik ... salmadık mı negatif enerji bünyeye saldık ... o zaman hadi şimdi bu uyguladıgımız teknıgın aynısını tekrara yapalım da temızlenelım ...
....
Tek başıma olmuyo ... Sen Lazımsın !
Tanrım ;
Seni bu kadar özlediğimi hiç hissetmemiştim ... biliyorum aslında sen ben olduğundan aslında özlediğim benim ... hatta öz’üm sen olduğundan aslında giremediğim kapıda sensin ...gözlerim doluyor sana şuan bunları yazarken ama bi taraftan da bir tebessüm yüzümde ... bak tanrısallık yakaladık bi yerde ... acı ve tatlı – hüzün ve mutluluk ..

Tanrım senden çok şey istemiyorum cidden ... biliyorum ben senden bir parçayım ve projemi kendim yönetiyorum sen sadece sponsorusun ... ama bana dünyevi malzemeler lazım işin burasında ve teknik destek eksikliğinden aşama kaydedemiğyoruz burda şuan ... gerçi düşünüyorum da ...YALAN yahu ... ağlamayan bebeğe emzik veririlir mi ... ben sana bu konuda ağlamadım kı sana aglamam da gerekmez zaten ıstegımde kararlı olmadım kı ...

Tanrım ...
Canım Tanrım ... Biraz mucize tozuna ihtiyacım var şu sıra biraz serpermisin kafamdan aşşağıya ... Kendimi hep yanlız hissediyorum hemde çok kalabalık ... Resmen bir hortum olasım ve çevremdeki herşeyi yıkıp yakasım var ... sonrasında yenıden hayata başlamak ...

Sana o kadar güvenirken neden hep arkamda olduğunu unutuyorum ... tanrım benim devrelermi yanlış mı bağladın !

DÜŞÜNEMİYORUM !
Patronumda zaten kafamın geç aldığını söylüyo ... Beni ne kadar tanıyorsa ☺ Tanrım insanları hiç dinlemeyen biri bir insanı tanıyabilir mi ... peki benim kafam direk onu almıyosa mesela ! Aklına bu gelmiyor mu acaba?
Düşünüyorum evet artık daha fazla şey konusunda eminim ve biliyorum ama anlıyorum ki Cehalet mutlulukmuş ... ☹ Nankörlük ettiğimi düşünüyosun ☹
Hayır öle de değil ...
Mutluyum ama ☹
Cidden Öz’ümde mutluyum ... O zaman neden bu bana yetmiyor değil mi☹
Benim dünyevi takılı kalmışlıklarımdan hepsi Tanrım
Sen bana bakma ...
Bir ufak kız çocugu gibi mızmızlanıyorum ... bir ufak kız çocuyken yapmadım şimdi yapıyorum bi yerden cıkmak ıstıyo her cıkması ve yapılması gerekenler dımı zamanı önemli değil ... ama Tanrım cidden çok içten bir dilek diliyorum şuan senden ... Nolur ... Nlollurrrrr ... Bugün biraz yıldız tozu ... resmen mutluluktan havalara zıplamak hissini unuttum ...

Hatırlat bana tanrım ... damarlarımda o hormonun akışını hissetmek istiyorum ....

Of yine o lanet ses... bu adamla birlikte bu ütü masasını tamamen yere gömüp üzerlerine topraktan fermuar çekmek ısıyorum ... inatla basıyo o paskaraya bılıyorum !!!!

Duyma dıyorsun bana ... duymak istemessem duymayacağımıda bılıyorum ... ilk defa degıl kı hayatımda sureklı de yaptıgım bişi aslında ... ama işte takılıyorum tanrım ... cok uzun zamandır takılıyorum .... uzat elini hadi bugun ... Bekliyorum ve kahvaltıya gidiyorum ...

Seni seviyorum