22 Haziran 2012 Cuma
11 Haziran 2012 Pazartesi
Nesnesitelná lehkost bytí
" i was forced to love my mother, but not this dog. you know, tomas...
maybe... maybe, i love her more than i love you. not more. i mean in a
better way. i'm not jealous of her. i don't want her to be different. i
don't ask her for anything."
7 Haziran 2012 Perşembe
Erdem Kınay gerçeği ...
Tek bişi söyleyip gitmem lazım ...
Erdem Kınay'ın Proje albümünü mutlaka dinleyin ... Özellikle şu diyemeyeceğim ( aslında Aynur Aydın diyebilirim ama demiyorum :D ) cidden dinleyin ! Başka ne diyebilirim ... Dinleyin !
:) demiyim diyorum ama tutamıyorum kendimi ... Işın Karaca ne yaptın sen ya ... Ya Dont Waste My Time ! sanarsın ki Funkyiz :D gerçi ben biraz Burak Kut'un ingilizcesini ıyklı buldum ama siz yine de dinleyin ! neyse sustum ... dinleyin ama !
Dinleyin !
Dinleyin !
Dinleyin !
Erdem Kınay'ın Proje albümünü mutlaka dinleyin ... Özellikle şu diyemeyeceğim ( aslında Aynur Aydın diyebilirim ama demiyorum :D ) cidden dinleyin ! Başka ne diyebilirim ... Dinleyin !
:) demiyim diyorum ama tutamıyorum kendimi ... Işın Karaca ne yaptın sen ya ... Ya Dont Waste My Time ! sanarsın ki Funkyiz :D gerçi ben biraz Burak Kut'un ingilizcesini ıyklı buldum ama siz yine de dinleyin ! neyse sustum ... dinleyin ama !
Dinleyin !
Dinleyin !
Dinleyin !
6 Haziran 2012 Çarşamba
Had'ler !
Düşünüyorum ,
Samimiyet nedir ? Olmalı mıdır? Yoksa bazıları için vazgeçilmez midir? ve samimiyete dayanılır mı?
* * *
Şimdi bunu böle metafiziksel spritüel ya da felsefik ya da bıdı bıdık anlatmayacağım . Nihayetinde dünyalıyım , bazı egolarım var o yüzden de şu an hissim ne ise zikrim de o olacak , fonda çalan Love Street'e bile fit olupta yüksekten uçmayacağım ...
Samimiyet lazım arkadaş , samimiyete dayalı öle böle günlerde zamanlarda birbirinin nazını çekmek lazım arkadaş . Anca o zaman olunmaz mı arkadaş? Yani belli başlı sınırlarım da , kendi bıdıbıdık dünyamda çizdiğim hallerimde ben seni kabul etmeyeceksem , seni işime gelen hallerinle kendime dahil edeceksem , o güven halkasından bahsediyorum , ne önemi kaldı ki senle olmanın ... Ne önemi kaldı ben olmanın ...
Bazen eşreftedir saat , bazen de eşşekte ... Ama bana olan hislerin hep orda değil mi?
Şimdi felsefikli bakarsak değildir , değişebilir , aslında kimseyi güven çemberimize dahil etmemize gerek yok insan kendine yeter falan ...
Yok yeaa ben şuan resmen üzülüyorum , arkdaşım demiştim ama bi yanlışını söyledik bakışlarıyla bizi vurdu -ki ben kendi hatamı anlamıştım ve bunu kabul bile etmiştim ... I ıhhh hayatta eski sıcaklığı yakalayamam ... Çünkü tahmin ettiğim kişi değilmişssin ... :/ Karıştım gene ...
* * *
:/
Samimiyet : Sevgiden gelen bi eh hadi öyle olsunculuktur ... Nazının geçmesidir ... İçerden gelmektir , rollendiğinde hemen belli olmasıdır .
:/
Olmalıdır
:/
Evet ben samimiyetsizliğe dayanamam
http://www.imdb.com/title/tt1675434/ böyle lazım bana ...
Samimiyet nedir ? Olmalı mıdır? Yoksa bazıları için vazgeçilmez midir? ve samimiyete dayanılır mı?
* * *
Şimdi bunu böle metafiziksel spritüel ya da felsefik ya da bıdı bıdık anlatmayacağım . Nihayetinde dünyalıyım , bazı egolarım var o yüzden de şu an hissim ne ise zikrim de o olacak , fonda çalan Love Street'e bile fit olupta yüksekten uçmayacağım ...
Samimiyet lazım arkadaş , samimiyete dayalı öle böle günlerde zamanlarda birbirinin nazını çekmek lazım arkadaş . Anca o zaman olunmaz mı arkadaş? Yani belli başlı sınırlarım da , kendi bıdıbıdık dünyamda çizdiğim hallerimde ben seni kabul etmeyeceksem , seni işime gelen hallerinle kendime dahil edeceksem , o güven halkasından bahsediyorum , ne önemi kaldı ki senle olmanın ... Ne önemi kaldı ben olmanın ...
Bazen eşreftedir saat , bazen de eşşekte ... Ama bana olan hislerin hep orda değil mi?
Şimdi felsefikli bakarsak değildir , değişebilir , aslında kimseyi güven çemberimize dahil etmemize gerek yok insan kendine yeter falan ...
Yok yeaa ben şuan resmen üzülüyorum , arkdaşım demiştim ama bi yanlışını söyledik bakışlarıyla bizi vurdu -ki ben kendi hatamı anlamıştım ve bunu kabul bile etmiştim ... I ıhhh hayatta eski sıcaklığı yakalayamam ... Çünkü tahmin ettiğim kişi değilmişssin ... :/ Karıştım gene ...
* * *
:/
Samimiyet : Sevgiden gelen bi eh hadi öyle olsunculuktur ... Nazının geçmesidir ... İçerden gelmektir , rollendiğinde hemen belli olmasıdır .
:/
Olmalıdır
:/
Evet ben samimiyetsizliğe dayanamam
http://www.imdb.com/title/tt1675434/ böyle lazım bana ...
31 Mayıs 2012 Perşembe
Özgürlük ...
Ben şahsen özgürüm ! Çünkü herşeyden önce kafamın içinde özgürüm ... Nereye baksam konu kürtaj ... Şahsen bunlara takılamıyorum , çünkü her ne olursa olsun benim kafamın içi milyonlarca babasız çocukla dolu ...
He birilerinin canı sıkılıyor ip atıyor sizde oyundaki tarafınızın getirdiğini yapıyor ve oyuna dahil oluyorsanız , bizi rahat bırakın ! En azından beni ...
Çünkü cidden ilgilenmiyorum , çünkü ben özgürüm zaten ...
Haa benimle kalkıp sistemin kısıtladığı hayatlarımızı konuşacaksanız , buyrun gelin ben hemen çayı koyayım ama nolur elinizdeki ve kalbinizdeki o applicationları bi koyun kenara , o oyunları bi kapatın dünyaya dönün öyle ...
Yoksa sizin o tüm idealistliklerinizi samimi bulmayacağım ... Siz kürtajı bir kıstas almadan önce içinde yaşatıldığımız manyetik alanı konuşun ve et yemeyi bırakın !
Yoksa dediğim gibi sizi samimi bulmayacağım ... Hatta size belki ileri gidip KUKLA bile diyeceğim ...
Haa sormayı unuttum , naber Tekel İşçilerinden ? bi arada onları savunuyordunuz ya?
He birilerinin canı sıkılıyor ip atıyor sizde oyundaki tarafınızın getirdiğini yapıyor ve oyuna dahil oluyorsanız , bizi rahat bırakın ! En azından beni ...
Çünkü cidden ilgilenmiyorum , çünkü ben özgürüm zaten ...
Haa benimle kalkıp sistemin kısıtladığı hayatlarımızı konuşacaksanız , buyrun gelin ben hemen çayı koyayım ama nolur elinizdeki ve kalbinizdeki o applicationları bi koyun kenara , o oyunları bi kapatın dünyaya dönün öyle ...
Yoksa sizin o tüm idealistliklerinizi samimi bulmayacağım ... Siz kürtajı bir kıstas almadan önce içinde yaşatıldığımız manyetik alanı konuşun ve et yemeyi bırakın !
Yoksa dediğim gibi sizi samimi bulmayacağım ... Hatta size belki ileri gidip KUKLA bile diyeceğim ...
Haa sormayı unuttum , naber Tekel İşçilerinden ? bi arada onları savunuyordunuz ya?
8 Mayıs 2012 Salı
Çok Kültürel Yazı Getirdim ...
Şimdi bu haftasonu öyle bir haftasonuydu ki öyle kısadan kesmeli olursa hakkını yemiş olurum ... Sabahından akşamına kadar anlatacaum ve yazarken takrar hatırlayıp tadını çıkaracağım ... Hatta bolca da tavsşye edeceğim ...
Firstly ... Premièrement ...
Bir süredir iki dilli olmak için gittiğim haftasonu kursumla başladı günüm ... Kızkardeşim Burcucum'la Kadıköyden Karaköy vapuruna bindiğimizde saatlerimiz 13,30'u gösteriyordu ... Efilspor bir şekilde yakanın birini diğerine bağlıyorduk . Yanlız tabi ki artık hiçbirşey çocukluğumuzda ki gibi değil ama siz ne kadar bedava kapakta verse şu hazır dondurmalardan almayın kendileri dondurma değil buzlanmış kremşanti resmen ... Neyse bu blogda mırın kırın ve bıdı bıdı yok :D
Karaköy'e neden geldik? Van Gogh Alive için ...
Burayı biraz uzun tutacağım ...
Van Gogh beni param parça etti ... Bitmeden mutlak görün ... Kişisel notları dönüyor perdelerde ve kendinizi yanlız hissetmiyorsunuz . Çok yakın buldum içime onu ... Bağırışlarımız aynı , çığlıklarımız aynıymış ... Öldüm ve tekrar dirildim defalarca ... Çünkü aynı o da benim gibi melankoliyi seven bir umutlu ... Kendini kaybetmiş ama bulabileceğine dair inancını asla ...
"" KEŞKE BENİ OLDUĞUM GİBİ KABUL ETSELER "" çarparken duvarlara , ayn şekilde benimde içimdeki duvarlara çarpıyordu . Aslında bir nevi terapi de oldu bana bu sergi çünkü bir çok anahtar buldum kafamdaki bazı kilitli odacıkları açabileceğim ...
Van Gogh'a akın hastası demişler ama akıl kime göre neymiş bir tanımıda yapılsaymış keşke , çünkü okdar melankolisini dünyaya yeni gelen yiğeninin haberini aldığında bir kenara bırakıp (içindeki umut sayesinde ) şunu yapabilmiş
Firstly ... Premièrement ...
Bir süredir iki dilli olmak için gittiğim haftasonu kursumla başladı günüm ... Kızkardeşim Burcucum'la Kadıköyden Karaköy vapuruna bindiğimizde saatlerimiz 13,30'u gösteriyordu ... Efilspor bir şekilde yakanın birini diğerine bağlıyorduk . Yanlız tabi ki artık hiçbirşey çocukluğumuzda ki gibi değil ama siz ne kadar bedava kapakta verse şu hazır dondurmalardan almayın kendileri dondurma değil buzlanmış kremşanti resmen ... Neyse bu blogda mırın kırın ve bıdı bıdı yok :D
Karaköy'e neden geldik? Van Gogh Alive için ...
Burayı biraz uzun tutacağım ...
Van Gogh beni param parça etti ... Bitmeden mutlak görün ... Kişisel notları dönüyor perdelerde ve kendinizi yanlız hissetmiyorsunuz . Çok yakın buldum içime onu ... Bağırışlarımız aynı , çığlıklarımız aynıymış ... Öldüm ve tekrar dirildim defalarca ... Çünkü aynı o da benim gibi melankoliyi seven bir umutlu ... Kendini kaybetmiş ama bulabileceğine dair inancını asla ...
"" KEŞKE BENİ OLDUĞUM GİBİ KABUL ETSELER "" çarparken duvarlara , ayn şekilde benimde içimdeki duvarlara çarpıyordu . Aslında bir nevi terapi de oldu bana bu sergi çünkü bir çok anahtar buldum kafamdaki bazı kilitli odacıkları açabileceğim ...
Van Gogh'a akın hastası demişler ama akıl kime göre neymiş bir tanımıda yapılsaymış keşke , çünkü okdar melankolisini dünyaya yeni gelen yiğeninin haberini aldığında bir kenara bırakıp (içindeki umut sayesinde ) şunu yapabilmiş
Ve bu hastanesinin penceresinden gördüğü bir manzara ... O da hüznü yarattırdıklarından , hissettirdiklerinden ve gözlerindeki perdeyi şeffaflaştırdığından asla bırakamamış ..
Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim ; ellerinde fotoğraf makinası karanlık odada şak şuk sürekli fotoğraf çeken ve asla sergiyle ilgilenmeyen rahatsız edici o topluluğa da burdan ÖKÜZsünüz demeden rahat edemem ... Evet burdaydınız , evet çok entelsiniz , evet siz çok duyarlısınız , keşke omurganızda olsaydı ...
Neyse çıktık , kalbimizin kırıklığını midemiz tamir edermi dedik :D Yakınlarda el yakmayan ama adı sanıda bilindik Fasuli diye bir mekan bulduk ve girdik ama öncesinde şundan da bahsetmek lazım . O Tophane'de ki nargile dumanından da ayrı yıldık arkdaş ... Neyse ben çok bıdıcı olmuşum :D Olmamalı :D
Fasuli'nin terasında yaptığımız masa kapmaca oyunundan sonra siparişlerimizi verdik ... Artık et ile arama sınır koyduğumdan yiyecek birşey bulmakta zorlanacakmıyım diye düşündüm ama sağolsunlar menüleri yeterince adildi ama adına ve o merdivenleri çıkarken gördüğünüz bir ton ünlüyle çekilmiş fotonun hakkını veremedi lezzetleri . Yaprak sarması rezaletti , kart yaprakları ve tıkır tıkır pirinçleri ile kendimi Survivor'da ödül oyununda sandım ama güleryüzlü sakin elektrikli çalışanları yüzünden sorun çıkarmadım ...
Cidden bir yerde bence en önemlisi insanların enerjisi ; ve onlarda bu vardı ... Haa böyle konuşuyorum da manyak gibi de herşeyden yedik :D Van Gogh'un üzerine turşu kavurma yaptık yani :D Ayrıca hapur hupur yuttuğumuz tazeninde tazesi soğanlardan bahsetmeyeceğim :D
Sonrasında Ayşegül Dinçkök'ün su altında çektiği fotoğraflardan bir sergi vardı ... İyiydi hoştu ama soyadının artılarını hissettik biz orada yoksa amanda ne bakış açısı diyemedik , sonuçta bu birazda belgeleme sanatıydı biz iyi günümüzdeydik buna da sıkıntı yapmadık yoksa babamda çeker yani :D
Ama ... Amaaaaaa orda bir dehliz üzeri cam kaplama yer döşemesi vardı ki ... Üzerinde yürüken 2 hatta 2,5mt aşağıyı görmek yani cam üzerinde yürümek çok acayipti ki biz Burcucum'la daha çok buna takıldık ... Ve uzun zamanda korktuk :D
Sonra bir sanattaki ucube'lik konusunda takıldık ki ... sonu geyikle bitti :D bu sırada yine vapurdaydık :D Ama hazır adı geçmişken bu filmi mutlaka görün derim ...
Bol kültürel yazımız daha bitmedi az daha sabredin bi kaç şey önereceğim :D
Bu film muhabbetinden belki film izleme kararı aldık , kararlarımıza saygımızdan kendimizi vapurdan Alkım'a ışınlanmış bulduk ... Ben hemen iki tane film aldım ama izleyemedik tabi onları ; çünkü seçimlerimi nedense insanlar hep bayık buluyor ... Zaten bunlarda insanla izlenmiyor o yüzden bunuda sorun etmiyorum doğrusu ... Aldıklarımı söylemeyeyim ki izledikten sonra karalarız üzerine asıl siz izlediğimize gelin ...
Ya öyle akışındaki bişiydi ki ... Yani haliyle İsveçliydiler havasından suyundan böyle bir alışılmışlık beklemeyelim ama ama ya ... Ne tatlı göndermeleri vardı , çok bıdıklamayım ama PUN is NOT DEAD ... 2011 yılınında festival filmi bu arada ... Anarşi budur ! Eylem budur !
Yaşamın Ritmi çok yerinde bir çeviri olmuş , eğer deneysel dahi müziğe karşı sıcaksanız ve müzik sizin için çok faklı anlamlar ifade ediyorsa mutlak görün ... Mutlak !
Ayrıca bu ara bende de Hercules&Love Affair'in 2011 yamulmuyorsam çıkışlı Blue Boy yada Blue Songs albümü var ... Ve bi kulak atın derim ... Hem Electronica'ya da geliyorlar bu sene Blind'dan hatırlayabilirsiniz onları -ki Antony 'i Hercules'süzde hatırlarsınız ... hatırlamalısınız ...Şimdi bu benim blogumda pek yazdığım stil bi entry olmadı ama olsun , kasıntı görmeyin horlamayın , tanıdıkça seversiniz ... böyle rahatladım bu seferde bişi olmaz ... Fena mı kaç tane şeyden bahsettik D: Alışçaz alışçaz :D
ha bu arada pek sevimli bi site buldum http://www.picmonkey.com/ bi bakın :D
4 Mayıs 2012 Cuma
Acilen !
Acilen bi yerlerde bir playlist tutmalı , kaybolmalara yok olmalara karşı ... unutma ama bu yapılmalı !
19 Nisan 2012 Perşembe
:( gözüm , midem
Bu bikaç haftadır doktorlara gidiyorum :(
yok çok büyütülcek bişi yok ama mideme uf olmuş diyebiliriz ...
yok çok büyütülcek bişi yok ama mideme uf olmuş diyebiliriz ...
12 Nisan 2012 Perşembe
Bölük pörçük oldum yine ama hiçbirşeyde anlatamadım
O kadar çok şey yazmıştım ki ...
O kadar kendimi anlatabilmiştim ki ...
Bilgisayar kapandı ve yazdıklarımın hepsi gitti , yine benim içimde kaldı , yine gözlerim yeri düştü , yine kalbim kırıldı ... Yine koptu içimde o fırtına ... Tüm yarım kalmışlıklar adına ...
Şimdi nerden nasıl yapayım da yeniden kendimi toplayayım da yazayım yeniden ...
Oysa ki çok güzeldi enerjim :(
Allahım bazen kalbimi kırıyorsun ama ... Yine de seni seviyorum ...
Neyse ...
Bir film var " Les neiges du Kilimandjaro " izleyin ...
İzleyinki dünya daha güzel bir yer olsun :( yoksa bizim kalbimiz kaldırmıyor artık ...
:(((
Neyse ...
Sezen Aksu'yla uyandım bugün ... Ona sadece dayan demek istiyorum ... anlıyorum ... görüyorum ... biliyorum halini ... yanlız değilsin ... biz varız :( az kaldık ama varız ... inşallah birgün ...
Nasıl sözler bunlar ya ...
O kadar kendimi anlatabilmiştim ki ...
Bilgisayar kapandı ve yazdıklarımın hepsi gitti , yine benim içimde kaldı , yine gözlerim yeri düştü , yine kalbim kırıldı ... Yine koptu içimde o fırtına ... Tüm yarım kalmışlıklar adına ...
Şimdi nerden nasıl yapayım da yeniden kendimi toplayayım da yazayım yeniden ...
Oysa ki çok güzeldi enerjim :(
Allahım bazen kalbimi kırıyorsun ama ... Yine de seni seviyorum ...
Neyse ...
Bir film var " Les neiges du Kilimandjaro " izleyin ...
İzleyinki dünya daha güzel bir yer olsun :( yoksa bizim kalbimiz kaldırmıyor artık ...
:(((
Neyse ...
Sezen Aksu'yla uyandım bugün ... Ona sadece dayan demek istiyorum ... anlıyorum ... görüyorum ... biliyorum halini ... yanlız değilsin ... biz varız :( az kaldık ama varız ... inşallah birgün ...
Nasıl sözler bunlar ya ...
Yolun zorunu yürümüştüm ben
Tanıştığımız zaman
Sen dalgalanmaktaydın elvan elvan
O yüzden tam olarak
Hissedemedin sen içimi
Hala kulağımda çınlıyor
O alaycı kahkahan
Haberin yoktu henüz cilvesinden aşkın
Sarsılmıyordun hiç ay tutulmasından
O kadar taşkın o kadar açtın ki
Düşmen kaçınılmazdı arzın ortasından
Pişman olduğun zaman
Zevke doyduğun zaman
Huzur bulduğun zaman
Dönebilirsin
Ben yine burada olacağım
Yaralarını saracağım
Seni anlayacağım
Haberin yoktu henüz cilvesinden aşkın
Sarsılmıyordun hiç ay tutulmasından
O kadar taşkın o kadar açtın ki
Düşmen kaçınılmazdı arzın ortasından
Pişman olduğun zaman
Zevke doyduğun zaman
Huzur bulduğun zaman
Dönebilirsin
Ben yine burada olacağım
Yaralarını saracağım
Seni anlayacağım
Tanıştığımız zaman
Sen dalgalanmaktaydın elvan elvan
O yüzden tam olarak
Hissedemedin sen içimi
Hala kulağımda çınlıyor
O alaycı kahkahan
Haberin yoktu henüz cilvesinden aşkın
Sarsılmıyordun hiç ay tutulmasından
O kadar taşkın o kadar açtın ki
Düşmen kaçınılmazdı arzın ortasından
Pişman olduğun zaman
Zevke doyduğun zaman
Huzur bulduğun zaman
Dönebilirsin
Ben yine burada olacağım
Yaralarını saracağım
Seni anlayacağım
Haberin yoktu henüz cilvesinden aşkın
Sarsılmıyordun hiç ay tutulmasından
O kadar taşkın o kadar açtın ki
Düşmen kaçınılmazdı arzın ortasından
Pişman olduğun zaman
Zevke doyduğun zaman
Huzur bulduğun zaman
Dönebilirsin
Ben yine burada olacağım
Yaralarını saracağım
Seni anlayacağım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




